13 Haziran 2017 Salı

iyi okurlar iyi kitaplar

bu yazı, bir gece yarısı iki sayfa arasındaki derin boşlukta sayıklandı


tıpkı şimdi olduğu gibi ne zaman kitaplığın raflarını yorsam aynı şeyi düşünürüm. ki birilerine roman tavsiye ederken bunu söylemeden tavsiyemi tamam etmem.

okuma zevkine ve kalitesine güvendiğim arkadaşlarım var. (n'aparsınız, nasıl herkesin ilaç sormak için doktor, insanın başına her şey gelebilir diyerek avukat, çocuklarının üniversite hazırlık zamanlarında fikir almak için öğretmen -tercihen bir matematikçi bir de türkçeci- arkadaşı varsa benim de böyle arkadaşlarım var.) ortalama üzeri bir okur olarak, onları "has okur" saymanın doğruluğu konusunda en küçük bir şüphe taşımıyorum.

bazan paralel bazan tavsiye üzerine yaptığımız okumalar sebebiyle okuduğumuz kitaplar kümelerinin kesişim kümesi oldukça kalabalık. buraya kadar sıkıntı yok. ama bir ağaç gövdesinin dallara evrilmesi gibi bir yer var ve oraya geldik.

tuhaf bir şekilde onlar sanki anlaşmış gibi aynı kitapları seçerken, bir kaç istisna dışında ben her defasında çemberin dışında kalıyorum. söz gelimi, beraberce dostoyevski diyoruz; onlar suç ve ceza diye devam ediyor, ben karamazov kardeşler. ya da oğuz atay; tehlikeli oyunlar'a karşı tutunamayanlar diyorum. orhan pamuk için, benim adım kırmızı'ya karşı kara kitap'ı savunmak zorunda kalıyorum. john fowles söz konusu olduğunda, fransız teğmenin kadını varken nasıl büyücü'yü tercih ettiklerini kendime bile açıklayamıyorum.

hiçbiri benim kadar nazan bekiroğlu düşkünü değil ama olsalardı isimle ateş arasında'yı seçeceklerine eminim, ki ben nefret ederim. londra'da bir park konusunda beni yalnız bırakmalarını, 'genazino reis'e şöyle bir bakıp geçmelerini, ulysses diye tutturmalarını, nabokov'a sıradan, murakami'ye tuna kiremitçi muamelesi yapmalarını bir türlü anlayamıyorum.

elbette uzlaştıklarımız var; mülksüzler, yüzyıllık yalnızlık, sinek ısırıklarının müellifi, körleşme, saatleri ayarlama enstitüsü, gölgesizler, puslu kıtalar atlası, utanç, oğullar ve rencide ruhlar, ricardo reis'ın öldüğü yıl gibi. bunları söylemezsem olmaz.

yine de kendimden şüpheye düşüyorum.

2 yorum:

aysan dedi ki...

sanki bir kitabı tavsiye ettiğimde ,bunu dikkate alıp okuyan kişi ya beğenmezse diye bir panik yaşıyorum ve bu beni korkutuyor.hadi abartayım biraz, kabus bu diyeyim de anlayın halimden.

verbumnonfacta dedi ki...

bunun kadar insani bir durum olamaz. o yüzden seçenekleri ortaya koymayı ve seçimi muhatabıma bırakmayı tercih ediyorum. tavsiye konusunda ise karşımdakini bildiğim durumlarda pek az yanılgı yaşadım.